Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak Suçu Yaptırım Mekanizmaları
- Av. Şüheda AYDIN
- 18 Mar
- 7 dakikada okunur
1. GİRİŞ
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“Kanun/TCK”) 191. maddesi, "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ya da kullanma" suçlarına ilişkin hukuki çerçeveyi belirleyerek, bu suçların tanımını ve unsurlarını kapsamlı bir şekilde düzenlemektedir. Kanun’un amacı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan bireylerin cezalandırılmasından önce, toplum sağlığını koruyucu tedbirlerin uygulanması ve bireylerin rehabilitasyonunun sağlanmasıdır. Bu doğrultuda, denetimli serbestlik, tedavi tedbirleri ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi yaptırım mekanizmaları devreye sokulmakta, suçun önlenmesi ve bireyin topluma kazandırılması hedeflenmektedir. Bu yazıda TCK madde 191 çerçevesinde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımına ilişkin suçların tanımı, unsurları ve bu suçlara yönelik uygulanan yaptırımlar ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
2. TÜRK CEZA KANUNU MADDE 191 KAPSAMINDA İLGİLİ SUÇUN TANIMI VE UNSURLARI
Kanun’un “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” kenar başlıklı 191.maddesinde suçun tanımı ve yaptırımları belirlenmiştir. İlgili maddenin kenar başlığından da anlaşılacağı üzere uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden, bulunduran veya uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi yani fail, suç tanımında yer alan “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma” seçimlik hareketlerinden birini icra ettiğinde suç tamamlanmış olacaktır.
Kanun’un 191.maddesinde düzenlenen “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçunda esas olarak bu maddeleri kullanan kişinin madde kullanımının önlenmesi ve tedavi edilmesi amaçlanmıştır. Bu noktada suçun cezasına ilişkin yaptırımlarının öğretici fonksiyonu ve toplum sağlığı ön plana çıkmaktadır.
3. KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMA, KABUL ETME VEYA BULUNDURMA YA DA UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANMA SUÇUNUN YAPTIRIMLARI
A. TEDBİRLER
I. Denetimli Serbestlik ve Uygulama Esasları
Denetimli serbestlik tedbiri Kanun’un 191.maddesinin 2. ve 3. fıkrasında düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeler uyarınca hakkında kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesi kararı verilen kişi bakımından erteleme süresi içinde en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Kanun maddesinde yer alan “asgari bir yıl” ibaresi, denetimli serbestlik tedbirinin beş yıl içinde en az bir yıl uygulanmak üzere artırılabileceğini ifade etmektedir. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altı aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir.
Denetimli serbestlik tedbirinin tanımı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği (mülga) madde 4/f ve madde 34 düzenlemesinde yer almaktadır. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere denetimli serbestliğin amacı; “sanık, şüpheli veya hükümlünün topluma kazandırılması ve toplum içinde takibinin yapılması” olarak düzenlenmiştir.
Kişi hakkında ceza yaptırımına hükmetmeden önce denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması kişinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasının ve dolayısıyla tekrar suç işlemesinin önlenmesini amaçlar. Ceza yaptırımlarının olumsuz sonuçlarından kişiyi korumak ve ceza yaptırımlarının eğitici fonksiyonundan yararlanmak amaçlanmıştır.
Denetimli serbestlik tedbiri özelinde en önemli değişiklik ise soruşturma aşamasında ilgili tedbire başvurulmasının olanaklı hale gelmesi olmuştur. Kanun’un 191.maddesinde gerçekleştirilen değişiklik ile hükümle birlikte başvurulan denetimli serbestlik tedbirine soruşturma aşamasında başvurulmasının önü açılmıştır.
Bununla birlikte, şüphelinin denetimli serbestlik süresi içerisinde yılda en az iki kez habersiz olarak sağlık kurumuna sevki yapılmak zorundadır. Bu yolla denetim süresi içerisinde şüphelinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespiti yapılması amaçlanmaktadır. Müdürlüğün gerekli görmesi halinde sevk sayısı arttırılabilir. Ancak bu hükümler hali hazırda tedavi tedbiri altında olan şüpheliler hakkında uygulanmaz.
Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
durumunda ise hakkında kamu davası açılır.
Bununla birlikte, erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, Kanun’un 191 maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ilgili ihlal ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
Ancak şüpheli hakkında Kanun’un 191 maddesinin dördüncü fıkrasına göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde ise, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilecek ve dosyası kapatılacaktır.
Bununla birlikte Kanun’un 191.maddesinde “hakkında denetimli serbestlik kararı verilen kişinin gerekli görüldüğü takdirde tedaviye tabi tutulabileceği” düzenlenmiştir. Dolayısıyla tedavi ancak gerekli görüldüğünde uygulanacak bir tedbir olarak Kanun’da yer almaktadır. 6545 sayılı Kanun (“Kanun Değişikliği”) ile yapılan düzenlemeden önce denetimli serbestlik tedbiri ile tedavi tedbirine birlikte hükmedileceği Kanun’da düzenlenmekteydi. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaksızın kişinin tedavi olmasına karar verilemiyordu. Yeni düzenleme ile bu zorunluluk değişmiş olsa dahi iki tedbir birbirinin tamamlayıcısı konumundadır.
Kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesi sürecinde hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanan kişi hakkında en az bir yıl en çok iki yıl süreyle tedavi tedbirine karar verilebilir. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği (mülga) madde 72 fıkra 9’da “tedavi ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbirinin, tedavinin sona ermesinden bir yıl sonra sona ereceği” düzenlenmiştir. Uygulanan tedavinin kişi üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve kişinin denetlenmesi bakımından önemli bir düzenlemedir.
I. KAMU DAVASININ AÇILMASININ ERTELENMESİ
Kanun’un 191.maddesinin 2.fıkrasında yer alan düzenleme gereği cumhuriyet savcısı tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilir. Yukarıda bahsedildiği üzere Kanun değişikliğinden önce denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması davanın sonunda hükümle birlikte mümkün olmaktaydı. Yeni düzenleme gereğince Cumhuriyet savcısına kamu davasının açılmasının ertelenmesi yetkisi tanınarak denetimli serbestlik tedbirine soruşturma aşamasında başvurulma olanağı doğmuştur. Bu sayede, denetimli serbestlik ile beklenen faydanın sağlanması amaçlanmıştır.
İlgili düzenleme gereğince Cumhuriyet savcısı tarafından Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. maddesindeki koşulların mevcut olup olmadığı dikkate alınmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir. Karar soruşturma aşamasında verildiğinde şüpheli; Kanun’un deyimiyle yükümlülükleri ve yasaklar konusunda bilgilendirilmeli, yükümlülüklerini yerine getirmemek ve tedavinin gereklerine uygun davranmamak konusunda ısrarcı olması ve yasaklara uymaması halinde meydana gelecek sonuçlar hakkında cumhuriyet savcısı tarafından aydınlatılmalıdır.
Bununla birlikte istisna getiren bir düzenleme olarak, şüpheli hakkında kamu davasının ertelenmesi kararının alınması için Ceza Muhakemesi Kanunu madde 171’de sayılan şartların aranmayacağı hususu Kanun’da madde 192 fıkra 2’de düzenlenmiştir. Dolayısıyla şüphelinin daha önce kasten veya taksirle bir suç işleyip işlemediğinin, ilgili kararın verilmesi halinde şüphelinin suç işlemekten kaçınacağı konusunda kanaat uyandırmasının yahut kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesinin kamu davasının açılmasından daha yararlı olması koşulları mevcut olmasa dahi ilgili karar verilebilir.
Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını alabilmesi için öncelikle şüpheli hakkında Kanun’un 191.maddesi gereğince başka bir soruşturma olup olmadığını araştırması gereklidir. Şüpheli hakkında ilgili suçtan başka bir soruşturma mevcut değilse kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir ancak şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi içinde işlenmiş suçtan kaynaklı bir soruşturma mevcut ise Kanun’un 191.maddesinin 5.fıkrası uygulama alanı bulacaktır. İlgili maddede “erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılacağı ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayacağı” düzenlenmiştir. Dolayısıyla artık kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilerek şüphelinin ihlali soruşturma dosyasına bildirilmelidir.
Kamu davasının ertelenmesi müessesesine ilişkin bir diğer husus ise kamu davasının ertelenmesine ilişkin verilen kararın itiraz kanun yoluna tabii olmasıdır. Bu bağlamda itiraz kanun yoluna failin başvurup başvuramacağına ilişkin önem teşkil eden bazı kararlar Yargıtay’ın 9,10 ve 20. Ceza Daireleri’nce verilmiştir. Her ne kadar failin kamu davasının ertelenmesine ilişkin verilen karara ilişkin itiraz kanun yoluna başvuru hakkı kanunda açık düzenleme alanı bulmasa da, Yargıtay’ın içtihatları ile failin karara itiraz edebileceği kabul edilmektedir. Kaldı ki, aksi ihtimalin kabulünün “adil yargılanma hakkı” ile bağdaşmayacağı açıktır.
Ayrıca Ceza Daireleri, güncel kararlarında, şüpheliye tebliğ edilen kamu davasının ertelenmesi kararlarında, şüphelinin itiraz hakkının bulunduğunun açıkça belirtilmesi gerektiğini; bu itiraz hakkına ilişkin itirazı incelemeye yetkili mercii ve sürenin de gösterilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamışlardır. Aksi takdirde, usule uygun tebliğ edilmemiş kamu davasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden söz edilemeyeceği ve dolayısıyla 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı ifade edilmiştir.
Ayrıca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenmeden, erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı amacıyla dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi halinde, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukuki bir sonuç doğurmayacağı ve bu durumun kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılmasına yol açacağını kabul etmişlerdir. Konuya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesin güncel bir kararı aynen şöyledir:
“Şüpheli hakkında, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesi nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bir- likte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, şüphelinin bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için karar şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile, 17/10/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, şüpheliye kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın ihlal sayılan 07/07/2015 tarihli eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması…(Y.10.CD, 24.02.2022, 2021/2296 - 2022/205-4)”
A. CEZALAR
Değişiklik Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçunun cezasında değişiklikler yapılarak yaptırımlar ağırlaştırılmıştır. İlgili suçun temel hali söz konusu olduğunda “bir yıldan iki yıla kadar” hapis cezasına hükmedileceği düzenlemesi “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmedileceği” şeklinde değiştirilmiştir. Kanun’un gerekçesinde ise uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ile mücadele etmek bakımından caydırıcı bir işlev amaçlandığına değinilmiştir.
Ceza yaptırımı iki yıl veya daha az olduğu takdirde Kanun’un 51.maddesi gereğince cezanın infazı belirli bir süre için geri bırakılabilir (cezanın tecili) veya sonuç ceza bir yıl veya daha az süreliyse Kanun’un 50.maddesi gereği para cezasına veya diğer yaptırımlardan birine dönüştürülmesi söz konusu olacaktır.
Kanun’un 191.maddesinin 10.fıkrasında “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak fiillerinin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılacağı” düzenlenerek ceza yaptırımı ağırlaştırılmıştır.
1. SONUÇ
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçları söz konusu olduğunda ceza yaptırımına başvurmadan önce tedbir mekanizmalarının işletilmesi amaçlanmaktadır. Kişi hakkında öncelikle denetimli serbestlik ve gerekli görülmesi halinde tedavi tedbirlerinin uygulanması ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı alınması cezalandırmadan önce başvurulabilecek tedbirlerdir.
Denetimli serbestlik kararı verildikten sonra kişi muhakkak tedaviye yönlendirilmez. Kişinin tedaviye ihtiyacı olup olmadığı uzman hekimlerden görüş alınarak tespit edilmeli ve gerekli görüldüğü takdirde bu tedbire başvurulmalıdır. Kamu davasının açılmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde kişi beş yıllık süre boyunca kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranır, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almaz, kabul etmez veya bulundurmaz yahut uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaz ise kamu davası açılmaz. Dolayısıyla öncelikle tedbir mekanizmaları işletilerek ceza yaptırımlarına başvurulmaktan kaçınılmıştır. Kişinin topluma kazandırılması, toplum içinde izlenebilmesi, tedavi olması ve yeniden ilgili suçu işlememesi için doğrudan ceza yaptırımlarına başvurulmamaktadır.
Comments